Nereden başlasam dökülmeye bilemedim. Saatlerimiz 23.55 i gösteriyor. tarih 12.10.2010 Yer Haydarpaşa’dan gelip Bilecik, Bozuyük, Eskişehir, Ankara istikametine giden Anadolu Ekspresi. Hayatımdaki birçok Anadoludan biri. Birçok derken mesela Anadolu lisesi, Anadolu Üniversitesi, Anadolu Haber Gazetesi, Eskişehir Anadolu Gazetesi ve Anadolunun güzide şehirlerinden "Canım" Eskişehir.
Aklımda uzun zamandır bir konu vardı,
Neydi?
Sanırsam şizofrenik bir iç ses yaşıyorum yine.
Türk milletinin kendisiyle övünebilmek için her şeyi konu edinmesi yada daha farklı bir bakış açısıyla bakıp söylersek, Bu ancak bizim Türklerde olur mantığı.
Ne ilginçtir bende çok yapmışımdır bu muhabbeti. Hatta kendimle özdeşleştirip yapmışlığım bile vardır. En nihayetinde tipik Türk erkeği modülüne sahip bir mahlukum bende.
Örnek verecek olursak bu ancak bizde olur abi! sendromuna, en yakın zamanda yaşadığım bir olayı anlatabilirim. Minibüs içerisindeyim ön koltukta oturuyorum, yani muavinlik makamına erişmiş durumdayım istemesem de. Evet birçoğumuzun başına bu gelmiştir ve birçoğumuzun aklından bu ancak Türklerde olur şeklinde bir düşünce geçmiştir. Genel anlamıyla baktığımızda canım milletim böyle saçma sapan bir şeyden bile kendine pay çıkarıp, kendinin farklı olduğunu anlatıyor kendisine.
Peki neden?
Bende bilmiyorum neden olduğunu, belki üzerinde araştırma yapılabilecek bir konudur, belki de benimde bu konuyu böylesine ciddiye almam yine aynı mantıkta bir yaklaşımdır.
Olsun!
Nasıl bir yaklaşım olursa olsun, beni rahatsız etmiş bir kere, yazmazsam rahat edemem.
Ben şu durumu anlamıyorum,
Adamın biri Ferrari’ye tüp taktırmış!!!
Eeee...
Kim miş???
Almanya'da bir Türk.
Helal olsun ona. Bizde bununla gurur duyarcasına birbirimizle paylaşıyoruz kulaktan kulağa.
Bir nevi ağlanacak halimizden kıçımıza bakma emrini alıyoruz.
Ne anladık peki bu işten? Bu adam iyi yaptığı için mi anılıyor milyonların dilinde, yoksa yaptığı işin Guinness rekorlarında yer alabilecek bir hareket olduğundan mı kaynaklı. Hakarete mahal vermek istemedim siz anladınız ne rekoru olduğunu.
Ben, benim ülkemin tüm olaylara karşı bu mantık çerçevesinde yaklaşımda bulunduğunu düşünüyorum ve bu mantık sebebiyle kaybeden durumda olduğumuzu fark edemediğimizi sentezliyorum.
Hemen Örnek verelim ufaktan ufaktan.
2008 Avrupa Futbol şampiyonası. Hala tüylerim ahenkle diken diken oluyor. Tek bir maçı değil bir kaç maçı son saniyede geri çevirdik veya kazandık. Tüm dünyada futbol otoritelerinin gözü kulağı Türkiye maçına kitlendi. Olağan üstü maçlar çıkarıyorduk arka arkaya. Şimdi 2008 Avrupa Kupasını izleyen tüm Türklerde şöyle bir kanı var eminim. Ne oynamıştık be!
Maalesef hiç iyi oynamamıştık aslında, sadece şansımız yaver gitmişti ve aslında kupayı alamamıştık yine yeni yeniden...
Yine yeni yeniden ilk beşte olmakla gurur duymuştuk ve hala duymaktayız da aslında.
Belki anlatmak istediklerimin çoğunu özetledim bu örnekte.
Zaten uykumda geldi.
Yazım bitti.
Yazasım bitti.
Yakında aklımdaki diğer konuyu yazıp ekliyorum yazılarıma bir yenisini.
Bunu saymayız yenisini bekleriz tadında bir yazı olmasa da anlattım derdimi, hafif bir rahatlama oldu içimde.
Bu arada sevgili özel güvenlikçi arkadaşlar, sizden nefret ediyorum. Hemen hemen hepinizden.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder